Biz Bunları Tanıyorduk...

15 Temmuz 2016’da yaşanan darbe girişimi; bir kâbus gibi başladı. 

Fakat Türk milletinin iman dolu göğsüne çarparak akamete uğradı ve iskambilden bir kule gibi çöktü. 

Bundan sonra bu eşkıyalığın faillerinin yeri tarih mezarlığı olacaktır. Ama Türkiye için o karanlık gece, unutulmamalıdır. Dostun ve düşmanın, yârın ve ağyarın tefrik edildiği o can pazarı, kolektif hâfızayı yaralasa da zihnimizde hep durmalıdır. Çünkü o gece; yıllarca hainliğe kurulu bir saat gibi zembereğinin boşalacağı anı bekleyenlerin göz göre göre gelişine ve o gelişi görenlerin suskunluğuna gebeydi. 

Ama o gecenin karanlığını yırtarak gelen Anadolu irfanının risk alıp bedel ödemeye hazır, vazife kaçaklarının vazifesini fisebilillah yapmaya hazır, aynı zamanda ortalık durulunca olağanüstü sıradan hayatlarına dönüp portakal kabuğu soyup çekirdek çitlemeye de hazır iradesi vardı. O gün sokaklarda; cevşen okuyarak insanları tarayan Amerikan mamulü android subaylar ve onların mermilerine kafa tutan itikadı daha sağlam ama belki ibadeti daha az adamlar vardı. Çok şükür ki Allah’ın inayeti; sahte ibadetten yana değil, hakîkî imandan yana oldu.

Bu iki cephenin kontrastı savaşadursun, kurşunların kıvılcımları ve parçalanmış cesetler üzerinde yeni bir sabah inşa ediliyordu. Orada demokrasiye değil, seçim hürriyetine, antimilitarizme, darbe karşıtlığına falan değil hatta doğrudan Recep Tayyip Erdoğan’ın şahsına da değil (darbe mi, meşru hükümet mi?) sorusunun cevaplarından yerli olanına sahip çıktılar.

Üstelik bu kez gözbebeklerinin gerisinde steril laik bir nefretten daha tedirgin edici bir boşluk vardı. İfâdesizdi yüzleri. Cansız beden parçalarından imal edilen canavar gibiydiler. Askerin başarıya ulaşması için Fetih Suresi okunmasını salık veriyor ama öte yandan sokakta tekbir getiren vatandaşın acımadan vurulmasını emrediyorlardı.

Hoş…

Bu Frankenstein canavarlarının dinî anlayışını hasbelkader yolu 90’lı yıllarda emniyet sorgularından geçenler iyi biliyorlardı.

Ülkücü dövmeye ara verip namaz molasına giden badem bıyıklı polislerin kalkışmasıydı zaten bu. Lacivert yahut hâkî…

Üniformalarının rengi mühim değildi.

Biz bunları tanıyorduk.

YORUM EKLE