DEPREM MESELESİNE SESSİZ KALAMAYIZ

İnsanın her zaman ikinci bir seçeneği vardır. Gittiği yolu beğenmediği zaman, yolu uzatma pahasına diğer yolu seçebilir. Yaptığı mesleği sevmiyorsa, kendisine başka bir iş edinebilir. Arkadaş çevresini değiştirebilir. Başka partiye oy verebilir, başka takımı tutabilir ya da başka bir şehirde yaşayabilir. Ancak, başına ne zaman geleceği belli olmayan bir afet için tek bir seçeneği vardır: Önlem almak!


    Bir sonraki okuyacağınız cümleyi bugünlerde çok sık duyuyorsunuz, biliyorum. Ancak önemini idrak edene kadar bu cümlenin beynimizin bir yerlerinde gezinmesi şart. Yaşadığımız şehir (Hatay) birinci derece deprem bölgesi ve eğer kentimizde gerekli önlemler alınmazsa sonucu çok ağır yıkımlar yaşanabilir. Devlet temsilcilerinin aldıkları önlemlerin dışında, yerel yönetimlerin de elini taşın altına koyarak bu işi çözmesi elzemdir. Yöneticilere meselenin siyaset üstü bir  mesele olduğunu anlatacak değilim ama gördüğüm lüzum üzerine yine de belirtmek isterim afetler renk ayırt etmiyor. Renkleri birleştirip ortak bir akıl ortaya koyulmazsa,  gün sonunda depremin; tüm renkleri ortadan kaldıracak güçte olduğunu öğrenmiş olacağız. 


Deprem meselesinde şehir belediyelerinin çok büyük sorumlulukları vardır. Örneğin; İmar Kanunu’nda belediyelere, yıkılma tehlikesi olan binaları yıktırma görevi verilmiştir. Yine deprem toplanma alanları Büyükşehir Belediyesi’nin sorumluluğundadır. Görüldüğü üzere belediyelere afet bölgelerindeki yapıları denetleme görev ve yetkisi verilmiştir.


    Geçtiğimiz aylarda Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)’de 22 üyeden oluşan bir Deprem Araştırma Komisyonu kurulmuştu. Üyelerin sık sık alınacak önlemler adına öneriler verdiği bu komisyonun içinde Hatay Milletvekili Lütfi Kaşıkçı da bulunmaktadır. Kaşıkçı’nın deprem konusunda hassasiyeti bilinmekte. Öyle ki hem TBMM’de deprem ile ilgili meselelerde hem de Hatay’da alınacak önlemler ile ilgili her toplantıda Kaşıkçı’nın kendisini görebilmekteyiz. Kaşıkçı geçenlerde Hatay’da yine bu toplantılardan birinde Büyükşehir Belediyesi’nin toplantıya bir veteriner hekimi göndermesini eleştirmiş ve belediyenin konuyla ilgili ciddiyetsizliğine değinmişti. Kaşıkçı, sonraki açıklamalarında Büyükşehir Belediyesi’ne sormuş olduğu toplanma alanları ile ilgili soruların da yanıtsız bırakıldığını ifade etmişti.


    Olan gelişmelerden sonra, Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş ise, deprem yol haritasını tekrar gözden geçirdiklerini söyleyerek “Konu ile ilgileniyormuş” görüntüsü vermişti. Ancak, biz biliyoruz ki Başkan Savaş’ın birinci önceliği ne yazık ki Aralık ayında yapılacak olan EXPO etkinliği’dir. EXPO’nun kentimize ne getireceğini bilemem, ancak Hatay’ı bu denli tehdit eden bir deprem felaketi söz konusuyken, yapılacak olan hiçbir yatırımın zerre önemi yoktur. Zira tek bir insan canı bile Hatay’a sağlanacak ekonomik faydalardan çok daha önemlidir. 


    Önümüzde “kocaman” bir İzmir örneği varken, yaşanan felaketten sonra İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ve sorumlu diğer kurumların ihmalkarlıklarını inkar etmedikleri görülmüşken, deprem beklenen Hatay’da depremden daha önemli ikinci bir konu bulunmamaktadır. Bu konuda sorumlu olan tüm kurumlar ellerini taşın altına koymalı ve gereken önlemler ivedilikle alınmalıdır. Aksi takdirde öve öve bitirilemeyen “Expo Fuar Alanı, “evsiz kalan vatandaşların çadır kurdukları zemin”den başka hiçbir şey olmayacaktır.

YORUM EKLE