Dijital Demokrasi Saf Demokrasinin mi Yoksa Daha Otoriter Bir Yönetimin mi Habercisi?

Demokrasi; siyasal denetimin doğrudan doğruya halkın ya da düzenli aralıklarla halkın özgürce seçtiği temsilcilerin elinde bulunduğu, toplumsal ve ekonomik durumu ne olursa olsun tüm yurttaşların eşit sayıldığı yönetim biçimidir. Demokrasinin en büyük özelliği özgürlükçü bir düşünceye sahip olmasıdır.

Teknolojinin gelişmesiyle demokrasinin yapısında da değişiklikler meydana gelmiştir. Kamusal alanların yerlerini dijital platformlar almıştır. Sosyal medyada var olan ifade özgürlüğü demokrasiye farklı bir boyut kazandırmıştır. Sosyal medya, Web 2.0'ın kullanıcı hizmetine sunulmasıyla birlikte, tek yönlü bilgi paylaşımından, çift taraflı ve eş zamanlı bilgi paylaşımına ulaşılmasını sağlayan medya sistemidir. Facebook, Twitter, Instagram gibi sosyal medya platformları, kullanıcılara istedikleri her konuda düşüncelerini ifade etme özgürlüğü sunmaktadır.

Sosyal medya bu yönüyle geleneksel medyanın toplumda olan etkisini geride bırakmıştır. Bunda sosyal medya sayesinde kullanıcıların her konuda sürekli etkileşim halinde kalabilmeleri en büyük etmendir. Bunun yanı sıra artık gündemin aşağı yukarı sosyal medyadan belirlenmesi dijital platformların aslında ne kadar güçlü bir etkisi olduğunu bizlere göstermektedir.

İnsanlar dünyada neler olduğunu anlamak için medyaya bağlıdırlar. Kitle iletişim araçları toplumda meydana gelen bazı olaylara daha çok ilgi gösterir, bazılarına daha az ilgi gösterir ya da onları görmezden gelebilir. İnsanlar kitle iletişim araçlarının verdiği bilgiler sayesinde bilgilenmekte ve medyanın olaylara verdikleri önem derecelerini kabul etmeye meyilli olmaktadırlar. İnsanlar, medyanın kurmuş olduğu gündem sayesinde olayların hangi önemde olduklarını öğrenirler. İzleyiciler, okuyucular ve dinleyiciler kitle iletişim araçları sayesinde sadece kendilerini ve toplumu ilgilendiren konuların neler olduklarını öğrenmezler; aynı zamanda kitle iletişim araçlarının bu olaylara verdikleri önemden dolayı bir soruna veya konuya ne kadar önem vereceklerini de öğrenirler. Toplumda kitle iletişim araçlarının daha çok önem verdiği konular daha çok gündemde olacak, medyanın görmezden geldiği olaylar ise önemini kaybedecektir (Levent Yaylagül, 2016 : 78).

Medya bu gücü elinde bulunduruyorken, siyasi iktidarların da bu güçten faydalanmak istemeleri kimsenin meçhulü değildir. Dolayısıyla medyaya baskı kurarak gündemi belirleyeceklerdir. Özellikle teknolojinin gelişmesiyle medyanın hemen her insana ulaşabileceğini düşünürsek sosyal medyanın da tam anlamıyla ifade özgürlüğünün olduğu bir alan olduğunu söylemek oldukça iyimser bir yaklaşım olacaktır.

Büyük teknoloji şirketleri attığımız her adımı izleyerek, kaydederek dev birer ekonomik ve siyasi güç olmaya başladılar. Devletler de bu gücü otoritelerine karşı tehdit olarak algılayıp durumu kontrol altına almaya çalışıyor. Jeremy Bentham’ın tasarımı olan “panoptikon”, sosyal bilimlerde Michel Foucault’la popülerlik kazanmıştır. Bir hapishane modeli olan panoptikon, insanları gözetleme psikolojisiyle denetim altında tutmayı amaçlamıştır. Panoptikonun iktidar alanı başlangıçta hapishaneler olmuştur. Başlangıçta tek bir merkezden gözetleme yoluyla oluşturulan kontrol mekanizması gelişen iletişim teknolojileriyle yeni bir evreye geçmiştir.

İktidarın artık elektronik teknolojiler vasıtasıyla ifade bulduğu günümüzdeki değişken ve mobil örgütlenmeler, duvarları ve pencereleri büyük ölçüde gereksiz kılmaktadır. Bu da farklı yüzlere sahip birçok kontrol türünün ortaya çıkmasına olanak sağlamaktadır. Bu kontrol türleri açık bir hapis bağlantısı barındırmamasının yanında eğlence ve tüketimde görülen esneklik ve eğlendiricilik özelliklerine de sahiptir. Güvenlik geleceğe dönük bir projeye dönüşmektedir. Dijital teknikler ve istatistikler akıl yürütme teknikleri sayesinde gözetim ve denetleme yapabilmektedir (Bauman ve Lyon, 2013: 12-13).

Yeni iletişim teknolojilerinin önemli bir boyutunu oluşturan sosyal medyanın kamusal alanda var olabilme boyutuyla yakından ilişkili olabileceğini de atlamamak gerekir. Yeni iletişim teknolojilerini kullanan bireyler hem geleneksel medyada hem gündelik hayatta dikkat çekerek paylaşımlarıyla kamuoyu oluşturabilmektedir. Dolayısıyla yeni iletişim sistemlerinin bu yönü, sosyal medyanın daha çok kullanılmasını ve kontrol mekanizmasının daha çok güçlenmesini sağlamaktadır.

Sosyal medyanın bu kadar güçlü olduğu bir dünyada güç ve iktidar sahipleri kuşkusuz bu alanın tek sahipleri olmak isteyeceklerdir. Bu nedenle bizim her şeyi cesurca ifade ettiğimizi sandığımız platformlar aslında güç ve iktidar sahiplerinin oluşturdukları suni gündemlerin konuşulduğu bir ortamdan başka bir şey değildir. Ancak bu platformların bazen demokrasiden nasibini almadıklarını söylemek haksızlık olur. Yine de bu istisnalar güç ve iktidar sahiplerinin yeni iletişim teknolojilerini araç olarak kullanarak toplum üzerindeki otoritelerini sağlama almalarına engel değildir. Zira her insan gözetlendiğini düşündüğünde içgüdüsel olarak davranışlarına çekidüzen vermekten kendini alıkoyamaz.

Kaynakça:

Yaylagül L. (2016). “Kitle İletişim Kuramları”, Dipnot Yayınları.

Bauman, Z. ve Lyon. (2013). “Akışkan Gözetim”. İstanbul, Ayrıntı.

YORUM EKLE