İskenderun Deniz Alayı’nda darp ve baskı iddiası

İskenderun Deniz Alayı'nda askerlik yapan bir vatandaş askerlik görevini yaptığı sırada mobbing, baskı ve darba maruz kaldığını öne sürdü. Vatandaş, “Komutanlar tarafından ölümle tehdit edildim” iddiasında bulundu.

İskenderun Deniz Alayı’nda   darp ve baskı iddiası

Bu yıl şubat ayında zorunlu askerliğini yapmak üzere Hatay İskenderun 39. Mekanize Piyade Tugayı’na giden Samet Kurt, 25 Ağustos’ta Osmaniye 39’uncu Mekanize Piyade Tugayı’ndan terhis oldu. 6 aylık askerliği boyunca Kurt, mobbing, baskı, hakaret ve şiddete maruz kaldığını öne sürerken ayrıca rütbelilerin bazı askerlere yönelik ırkçılık yaptığını da iddia etti.
Kardeşinin birinci derece kritik il sayılan Siirt’te askerliğini yaptığını belirten Kurt’un anlattıklarına göre kendisi de yine kritik il olan Hatay’a gönderildi. Kurt buna karşı 14 Nisan tarihinde İskenderun 39. Mekanize Piyade Tugayı’nın dışında askerliğini tamamlamak istediğine dair bir dilekçe yazdı fakat bu dilekçesi işleme alınmadı.
Askercell kullanmadığı için telefonuna el konulduğunu söyleyen Kurt, şöyle anlattı: “İletişim hakkımı tamamen engellediler. Kardeşim, komutanı arayıp ‘Ağabeyimin 14 Nisan tarihli dilekçesi hakkında bilgi almak istiyorum’ dedi. Komutan da ‘Dilekçeyi tugaya gönderdik’ dedi ancak dilekçenin oraya gitmediğini öğrendik. Dilekçem kaybedildi. Daha sonra ben Samsun’da savcılığa başvurduktan sonra dilekçemi ortaya çıkardılar. 1 Nisan tarihinde yaşadığım psikolojik baskı nedeniyle İskenderun Devlet Hastanesi’nden depresyon nöbeti teşhisi aldım. Yemekhane görevlisiydim, beni Osmaniye’deki komutan yardımcılığına aşçı kadrosundan gönderdiler. TSK tarihinde böyle bir şey olduğunu düşünmüyorum. Askerlikte görev dağıtımı işleminin kanunen bilgisayar ortamında olması zorunlu ama İskenderun’da dağıtım işlemi bilgisayar ortamında yapılmadı. Askerler, kendileri geldiler, kendileri seçtiler. İskenderun’da yemin töreninden bir gün önce uzman çavuş rütbesindeki bir komutan bize ‘Bir teğmen yüzünden herkesin listesi değişti’ dedi. Daha sonra biz öğrendik ki bir asker dışarıdan tanıdığı sivil veya rütbeli birini İskenderun’daki komutanı arattırıyor ve ‘Bu benim tanıdığım, rahat bir yere gönder’ diyor. Ben bu iddiayı kışla komutanına da anlattım. Bana ‘Sen böyle şeyleri düşünme’ dedi. Daha sonra Osmaniye’ye sürgün olarak gönderildim.”
Osmaniye’deki tugayda komutanların ırkçılık yaptığını ileri süren S.K., “Osmaniye’de görevli kışla komutanı görevlendirdiği askerleri şöyle ayırıyor: Gaziantep’in doğusundan olan asker ayrılsın. Ben bunu bütün askerlerden de teyit ettim. Haberci olarak Kürt bir asker istemiyor, ırkçılık yapıyor. Askere başlarken teslim ettiğim kişisel eşyaları bile bana vermeyip gasp ettiler, tutanakları yok ettiler. Darp edildim, tehdide uğradım. Osmaniye’de iki komutan tarafından ölümle tehdit edildi. Kışlada kamera görüntüleri var” diye konuştu. Kurt, şöyle dedi: “Ben Genelkurmay Başkanlığı’na kadar durumumu bildirdim. Komutanlar, babamı aramakla tehdit ettiler. Oruçluyken sabahtan akşama kadar bilincimi kaybedene kadar esas duruşta beklettiler. 28 Nisan tarihinde bir binbaşı babamı aradı, ‘Oğlun burada huzursuzluk çıkarıyor’ dedi.”

"YARGIYA ULAŞMAM ENGELLENDİ"
Yaşadıkları nedeniyle şikâyetçi olmak istediğini ancak yargıya ulaşmasının engellendiğini aktaran Kurt, darp raporu almasının da engellendiğini belirtti. Osmaniye’de 30 Temmuz’da askeriyeden tek başına çıkarak suç duyurusunda bulunduğunu ifade eden Kurt, eylül ayında da Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurduğunu ancak henüz bir işlem yapılmadığını kaydetti.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER