Doç. Dr. Çiğdem El: “AİDS HAYATI TEHDİT EDEN HASTALIKTIR”

Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi (HMKÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Çiğdem El, 1 Aralık Dünya AİDS Günü dolayısıyla bilgilendirici bir açıklama yaptı. AIDS nedeniyle şuana kadar 32 milyon insanın yaşamını yitirdiğini söyleyen Başkan El, “İlk defa 1980 yılında tanımlanmış olan Edinilmiş Bağışıklık Yetersizliği Sendromu (AIDS) bu tarihten sonra tüm dünyada görülmeye başlamıştır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Ortak Programı (UNAIDS) 2020 yılı güncel raporunda 75.2 milyon kişinin HIV ile enfekte olduğu ve virüsün ortaya çıkışından beri 32.7 milyon kişinin de AİDS nedeni ile hayatını kaybettiği belirtmiştir” dedi.

Doç. Dr. Çiğdem El:  “AİDS HAYATI TEHDİT EDEN HASTALIKTIR”

AİDS hakkında da bilgiler veren Başkan El, “Vücuda alındıktan sonra doğrudan bağışıklık sistemine hasarlayarak etkisini gösteren ve HIV adı verilen bu virüs ilk olarak 1980 yılında tanımlanmıştır. Ortaya çıkışından itibaren dünya genelinde sayısız ölümlere neden olmasından dolayı 1988 yılından beri her yıl 1 Aralık Dünya AİDS günün de toplum farkındalığı ve hastalıkla mücadele etme yolları ve önlenmesine yönelik etkinlikler düzenlenmektedir. Etkinlikte kırmızı kurdele sembolü ile virüsün ve hastalığın tanınması, bulaş ve korunma yollarına yönelik toplum farkındalığının arttırılması amaçlanır” diye konuştu.

“BULAŞI ÖNLEYİCİ TEDBİRLERE UYULMASI SON DERECE ÖNEMLİ”
Bulaş riskini önleme konusunda da açıklamalarda bulunan El, “AİDS yetişkinler yanı sıra çocuklarda da görülebilen hayati tehdit edici bir enfeksiyon hastalığıdır. Aşısı bulunamayan AIDS hastalığının önlenmesi için hastalığın bulaşmasını önleyici tedbirlere yönelik farkındalığın kazanılması oldukça önemlidir. Hastalığın ortaya çıkışından günümüze kadar ki sürede AİDS hastalığına yönelik henüz hala aşısı bulunamamış olsa da geliştirilmiş tedavi seçenekleri ile hastaların yaşam süresi uzatılabilmiştir ve elbette ki bu hastalık için de erken teşhis ile erken tedavi sağlanması oldukça önemlidir. HIV pozitif kişiler erken dönemde ilaç tedavilerine başlandığında hastalık oluşmadan günümüzde yaşamlarını sürdürebilmektedirler” şeklinde konuştu.

“AİDS ÇOCUKLARDA DA GÖRÜLEBİLİR”

AİDS’in çocuklarda da görülebildiğine vurgu yapan Çiğdem El, “Bulaşma yollarının çeşitliliğine bağlı olarak HIV enfeksiyonu tüm yaş gruplarında görülebilmektedir. Bir önceki yılın verilerine göre HIV ile bireyler arasında 0-14 yaş grubunda yaklaşık 2 milyon çocuk bulunmaktadır. HIV enfeksiyonunun, HIV pozitif kişilerle aynı iş yerinde çalışmakla, aynı okulda okumakla, aynı ortamda bulunmak ya da tokalaşmakla bulaşmaz. Çağımızın yaygın enfeksiyon hastalıklarından biri olan AİDS için en önemli bulaşma yolu korunmasız yapılan cinsel temastır ve HIV pozitif kişi ile yapılan tek bir cinsel temas bile bulaş için yeterlidir. Virüs kanda yoğun miktarda bulunduğundan dolayı kan ve kan ürünleri ile hastalık bulaşabilmektedir. Tüm kan ve kan ürünleri ülkemizde ancak belirli testlerden geçtikten sonra hastaya verildiğinden bu yolla HİV bulaşı çok azalmıştır” ifadesinde bulundu.

“ANNEDEN BEBEĞE GEÇİŞ ENGELLENEBİLİR”
AİDS’in anneden bebeğe geçişinin engellenebildiğinin de altını çizerek şu ifadelere yer verdi: “Günümüzde hastalığın tedavisinde önemli gelişmelerin kaydedildiğini, tedavi ile bulaştırıcılık hatta anneden bebeğe geçiş bile engellenebilmektedir. Enfekte annelerden bebeklerine HIV gebelik süresince, doğum sırasında ve emzirme ile bulaşabilmektedir. Ancak gebeliğin düzenli takipleri sırasında yapılacak testlerle annenin virüs ile karşılaşma durumunun tanımlanmasıyla bebeklerin korunabileceği farkındalığının da artması gerekir. AİDS önlenebilir bir enfeksiyon hastalığı olup korunma tedbirlerinin tedaviden hem daha etkin hem de daha ucuz olduğu ve şüpheli her durumda çekinilmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini tekrar vurgulamak isterim.”

Güncelleme Tarihi: 02 Aralık 2021, 17:33
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER