YANLIŞ İNSANLAR GREVE GİTTİ!

Konya’da bir güvenlik görevlisi elinde tabanca bir doktorun odasına girip hem doktoru hem de tıbbi sekreteri kurşun yağmuruna tuttu. Dr. Ekrem Karakaya ve tıbbi sekreter (ismini bir türlü bulamadım) kardeşimiz hayatlarını kaybettiler. Akabinde zanlı da intihar etti. Sonrasında bütün bir toplum olarak ciddi bir öfke duyuldu. Katil de ölmüştü. Öfke hali ile babaya yani Devlet’e yöneldi. Öyle ya “O bizi koruyamıyorsa baba olamaz.”


Devlet yetkilileri de üzüntülerini belirtseler de ortada suçlanacak biri veya birileri lazım. Aksi halde öfke tıpkı elektrik gibi vücuttan atılmadıkça yeni sorunlara yol açar. Hekimler ve diğer sağlık çalışanları greve gittiler. Öfkelerini haykırmak ve can güvenliği endişelerini dile getirmek istediler. Sonuna kadar hak veriyorum.
Katilin TikTok videolarını izledim. İzlediğim kişi, kişiliği oluşmamış ve ekranlarda izlediği adrenalin içerikli senaryoları hayali olarak kendinde görmeye çalışan bir ruhsal sorun sahibi birisiydi. İlk defasında Kenan İmirzalıoğlu ile başlayan Kurtlar Vadisi ile zirve yapan ve şu anda Oktay Kaynarca, Erkan Petekkaya, Necip Memili, Ercan Kesal, Aras Bulut İnemli, Rıza Kocaoğlu, Murat Yıldırım gibi oyuncular ile reyting rekorları kıran dizilerin kahramanlarına özenen jenerasyonların yetiştiği 30 yıllık bir sürecin insanlardaki toplumsal statü kavramını değiştirdiğini görüyoruz.


Ulusal kanalların dışında internet ile başlayan “Sıfır Bir Adana” gibi diziler dahi öyle kitlelere ulaştı ki mahallede elde cep telefonu ile çekilen diziler izlenme rekorları kırdı. Savaş Satış, Burak Şahin, Burak Akyüz, Cengiz Yurdutek, Burak Şafak gibi ismini internette duyuran oyuncular izlenme rekorlarına sahip hale geldi.
Bir senaryo tutunca medyanın ve oyuncuların ekonomik avantajlardan yararlanmak istemesi çok doğaldır. Tabii olarak her kanalda alternatif bir mafya ya da şiddet içeren başlıca bir dizinin yer aldığına 30 yıldır şahit olmaktayız. Senaryolardaki kahramanlar için gıyabi cenaze namazlarının kılınması kimseye latife gibi gelmesin. Bu oyuncunun oynadığı karaktere gösterilen değeri gösterir. Bilinçaltı konusunda Freud “bilinçsizlik” kavramına dikkat çekmektedir. Bir şey bilinçaltına indi mi artık o konuda bilinçli olmadan tavır ve davranışlar görmek kaçınılmazdır. Bilinçaltında yaşayan kişi aslında hayal âleminde yer altı (mafya) organizasyonlarının bir üyesi olmayı bilinçsizce yaşar. Ara ara kendisi de güler bu haline ama son derece tatmin edici bir haz da duyduğundan bunu kendi karakteri imiş gibi göstermeye devam eder. Sonra bir gün o karaktere ağır gelen bir bakış, bir söz veya eylem ile karşılaştığında “kafasına sıkmak”  dürtüsü bilinçaltındaki kendisinin emrine uyabilir. 


Hülasa, son yaşanan olay bir hekime ve bir avukata oldu. Hepimiz aynı tehdidin altındayız. Bence yanlış meslek grubu greve gitti. Hayatı tehlikede olan sadece hekimler değil. Herkesin hayatı tehlikede. Asıl greve gitmesi gerekenler bu dizilerde oynamayı reddetmek amacı ile sanatçılar olmalıydı.
Şimdi şu ifade ile bir karşı argüman geliştirilebilir. Herkes bitti sanatçılar mı suçlu oldu? Hayır, sanatçılar suçlu değil. Sadece onlar birlik olabilirler ise bu diziler gündemden düşebilir. Medyanın amacı kar maksimizasyonudur. Toplum seviyor ve izleniyor. Suçlu aramıyorum. Tek çözüm var ya izlemeyeceğiz ya da bu diziler yapılmayacak.
Hiçbir ülkede istisnasız her kanalda bir mafya dizisi 30 yıl boyunca yer almamıştır. El Chapo, Escobar, Peaky Blinds, Bonnie ve Clyde gibi dizilerin çekildiği ülkelere bir bakın. Oralarda niye olmuyor demeyin, sadece biz her gün okumuyoruz ama ya AVM ya okul her yerde kan akıtan katiller var ve ruhsal yapıları öldürmeye meyilli.
Nerde o eski filmler. Cüneyt abi olsaydı fakirleri korumak için ölürdü ya komiserdi ya öğretmen ya da bir baba. Oysaki yeni dizilerde mafya içi hesaplaşmalarda (Don Carlione özentisi ile) ne kadar zeki cinayetler işlendiğini ve bunların izleyiciler tarafından takdir edildiğini görüyoruz. Eski filmler ile yetişenler çocuklar için gençler için kabadayı rolünü bilinçaltında yaşamakta iken yenileri en zeki mafya benim düşmanlarım benden korksun bilinçaltı rolünü yaşıyor.


Düşman değilim hiçbirine ama korkuyorum. Ölümden ya da öldürülmekten değil. Bir gün bunların normal kabul edildiği bir topluma dönüşmekten korkuyorum.

Selam ve dua ile….

YORUM EKLE