Yeme Bozuklukları

21-27 Şubat Yeme Bozukluğu Farkındalık Haftası dolayısıyla uzun zamandır da yazmak istediğim konu olan beslenmenin psikolojik tarafı ve asıl beslenmenin özü olan yemekle arada kurulan bağların bizi nasıl etkilediği üzerine yazdım bu hafta bu konu geniş ama bir yerinden başlamak gerekli iyi okumalar????

Yeme bozuklukları yemekle ilgili olduğu için sadece kişinin yeme kültürü ve alışkanlıkları doğrultusunda oluşmuş bir sağlık sorunu olarak kulağa gelebilir ancak yeme bozukluğu tanısı almış kişilerin yemekle aralarında kurulan bağ sadece kültüründen değil psikolojik durumundan da kaynaklanmaktadır ve ciddi mental sağlık sorunudur. Mümkün olan en kısa sürede tedavi edilmeleri gerekir; yeme bozukluğu uzun süre devam ettiği takdirde tedavi süreci ve tekrar nüksetme olasılığı da bir o kadar artmaktadır.

Tıkınırcasına yeme, bulimia nervosa, anoreksiya nevroza bunlar bizim yeme bozukluğu olarak nitelendirdiğimiz hastalıklar. Genel bakış açısıyla bakıldığında hepsi uzun süre kendini kısıtlayan ve aynada veya içsel olarak sosyal, psikolojik, fiziksel ve mental olarak sağlıklı olmama halinin sonucu ve kişinin kendisiyle içsel bir suçluluk yaşayarak , yemekle arada fazla kurulan bağlarla ya da yiyecekleri etiketleme  aşırı derece de ‘iyi’, ‘kötü’ olarak nitelendirip öcüleştirmek, kaçmak ve yetersiz, dengesiz, aşırı beslenmek fazla spor yaparak kendine yedikten sonra cezalar vererek kişinin kendisini en son kusturmaya kadar giderek vicdanını rahatlatmak için kısıtlamaya geri döndüğü bir kısır döngü içerisinde devam eden hastalıklardır.

Tıkınırcasına yeme bozukluğuna sebep olan bir sürü etken var bugün kilo vermek uğruna diyete girmeleri konuşalım. Yeri geliyor tartıdaki sayı ve bedenimizin dışardan görünüşü ile zihinsel savaş veriyoruz ki asıl sağlık için gerekli olan tüm gerçeklikten uzaklaşıyoruz, bedenin ne istediği, neye ihtiyacın olduğu gibi durumlar açlık durumumuz açlık ve tokluk sinyallerimiz kayboluyor çünkü durum şöyle bir hale geliyor bugün’ spora giderim bayadır da bu tatlıyı yemiyordum doydum ama 2 tane yiyim bir daha yemem’ ya da ‘çok kilo almışım hala veremedim bugün akşam yemeği yemesem, e olur çikolatalı kahve içtim zaten iş arasında’. Tartıdaki 2 sayı sizi yönetmeye çalışıyor, tüm gün ayna karşısında kendinizi ve vücudunuzu iradesizlik ve diğerleri kadar güzel, estetik, seksi görünmemekle suçluyorsunuz. Ardından gelen kilo vermeliyim isteği…

Kararlıyım bu sefer diyorsunuz.

Çikolata, börek, kek, pilav, makarna, hamur işi yok! Bundan sonra düzenli spor yapacaksın, sebze ve salata yiyeceksin ve zayıflayacaksın! Öyle hemen acıkmakta yok ne kadar süre aç kalırsam yemezsem kardır benim için! Az yersem çok kilo veririm Yediğim miktarı azaltmalıyım. Yeni bir detoks suyu buldum bir öğün yerine bunu içersem tok tutar açlığımı bastırırım.

Bu döngü işte ilk başta masum görünüyor ne var yani +5 kilo fazlam vardı o yani diye kendinizi savunurken artık ağlayarak mutfakta kek yerken kendinizi bulduğunuz evreye gelmeniz çok uzak olmuyor çünkü bu döngüye girince kendinizi tartıdaki 2 sayı için öyle bir aç bırakıyorsunuz ki sonra olanlar oluyor. Kısıtladığınız her gün için bir patlama evresine daha da yaklaşıyor ve başka bir şey düşünemez, hayattan, yemek yerken, dışarı çıkarken keyif alamaz hale geliyorsunuz. Bunu ciddiye alıp düzeltmek için profesyonel yardım alınması da şart kendi kendine düzelen bir durum değil seviye seviye ilerleyen ağırlaşan hastalık yeme bozukluğu, önce bakış açısını düzeltmeliyiz.

 Yoksa zayıflamak uğruna aç gezdiğiniz günler, açlıktan bayılacak olmalarınız, sinirli, üzgün geçirdiğiniz zamanlarınız, sosyalleşmekten korktuğunuz için arkadaşlarınızla buluşmamanız ve gün boyu sadece yiyecek kilo görüntü düşünmeniz ile verdiğiniz mücadeleler bu tarz ym.me bozukluğuna yol açacaktır. Konuyu hala anlamadıysanız; kilo veya görüntü değil sizin ömrünüzün sonuna kadar içinde vakit geçireceğiniz bedeninizle ilişkiniz ve mental durumunuz.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Hakan Derviş
Hakan Derviş - 1 ay Önce

Cok mantikli gelmiyor bunlar eleştiriye çok ucu açık konular..